Description:
Özet 1 :Kültürüntüm bu kapsamı ve derinliği, neredeyse sadece semboller ve simgeler dizgesiolan dil ile somutlaştırabilmektedir. Kültür, düşünce ya da düşüncenin konusuolan ‘‘şey’’i veya ‘’idea’’yı adlandırmak bakımından da kullanıldığı zamandil-kültür ilişkisi aynı zamanda dil-düşünce ilişkisi tamlamasıylaadlandırılabilir. Dilin bir kültür ya da düşünceye ait olan ‘‘şey’’i ya da‘‘idea’’yı tümüyle temsil etmesinin önünde, inanç ve inancın gittikçe etkisialtına giren sözlü kültürün ağırlığı, hatta belirleyiciliği bir engel olarakdeğerlendirilmelidir. İnanç alanı ve bu alanla ilgili sınırlı kavramlar, geriyekalan daha geniş bir yaşam alanını ve bu alandan doğan kültürü sınırsızcabelirlemekte; kendi alanı dışına yayılarak toplumsal iletişimizorlaştırmaktadır. Kaza, kader, Tanrı, iman, tevekkül vb. inanç kavramları,çoğunlukla nesnel karakter taşıyan kültürel ve toplumsal alanlarıöznelleştirmekte; kendi dışındaki deneylenebilir gerçekliklerle (yani düşünceve ideaları, nesneleri) ve somut kültürel alanlara ilişkin ‘şeyler’leilişkisini kesmektedir. İnanç kavramlarının hegemonik kültürel baskısı yüzündenşeylerle ilişkisi öznelleşen dil, o şeyleri temsil etme yetersizliği tehlikesiile karşı karşıya gelmektedir.Butehlike yalnız bu kadarla kalmamakta, sözlü kültürü de kendi inançkavramlaştırmasının nesnesi haline getirmektedir. Gerçekliklerinden ve somutyaşam biçimlerinin ürettiği kültürel idea ve yapıp-etmelerden soyutlanmış birdil, öznel bir inancı nesnel toplumsal iletişim modeline dönüştürdüğü gibi,sözlü kültürü de gerçekliğinden kopararak günlük ve altı boş tartışmalaraçevirerek sıradanlaştırmaktadır. Böylece dil, işaret ettiği ya da simgelediğişeylerden, yani gerçekliklerden uzlaşmakta; iletişim sırf inanç alanı ve onunetkilediği sözlü kültürün dar sınırları içine hapsolmaktadır. Bu da iletişimidoğrudan olumsuz biçimde etkilemekle kalmamakta, toplumda dilin ve düşünceninzayıflamasına yol açmaktadır.Sorununçözümü, dil-kültür ilişkisinde inanç alanı ile nesnel kültürel alanınsınırlarını felsefi kavramlaştırma yoluyla yeniden gözden geçirmektir. İnançalanının ve kavramlarının, ayrıştırılması ve simgeledikleri alanın öznelliğiiçinde mevcut kültüre ait olup olmadıklarını saptamak gerekmektedir. Bir dildehiçbir sözcük, kendi alanı ve konusu dışında herhangi bir şeyi ya da düşünceyitemsil edemez. Çünkü kültür dile bağlı olduğu kadar dil de kültüre bağlıdır.Özet 2 :